Bilinmez Tehlike: Hipoksi
Uçak yükseldikçe kabin içindeki oksijen seviyesi düşmeye başladı. Bu durum hipoksi olarak bilinir. Hipoksi, insanın yeterli oksijen alamaması sonucu ortaya çıkar ve yüksek irtifada ölümcül olabilir.
İlk belirtiler oldukça hafiftir: baş dönmesi, dikkat dağınıklığı ve uyku hali. Bu yüzden çoğu kişi durumun farkına varamaz. Ancak süreç ilerledikçe zihinsel performans hızla düşer.
14 Ağustos 2005 yılında, pilotlar da bu etkiden kurtulamadı. Kokpitteki uyarılar doğru şekilde değerlendirilemedi. Aslında sistem sorunu işaret ediyordu fakat hipoksi nedeniyle doğru karar verilemedi.
Kabin içinde yolcular birer birer bilincini kaybetti. Panik yaşanmamasının sebebi de buydu. İnsanlar bağırmadan, sessiz şekilde etkisiz hale geldi.
Bu sırada uçak otomatik pilotta uçmaya devam ediyordu. Radarlar açısından her şey normal görünüyordu. Ancak içeride yaşam neredeyse durmuştu.
Yunan savaş uçakları gönderildiğinde ortaya çıkan manzara ürkütücüydü. Uçak uçuyordu ama içinde bilinçli kimse yoktu.
Bu bölüm, insan faktörünün ne kadar kritik olduğunu ve hipoksinin ne kadar tehlikeli bir durum olduğunu açıkça ortaya koyar.
Uçak artık tamamen kontrolsüz şekilde, otomatik pilotta ilerliyordu. Planlanan rota doğrultusunda Atina hava sahasına girdi. Ancak kule ile hiçbir iletişim kurulamadı.
Bu durum üzerine savaş uçakları havalandırıldı. Uçağa yaklaşan pilotlar, içeride hareket olmadığını fark etti. Kokpitte pilotlar hareketsizdi. Yolcular da koltuklarında tepki vermiyordu.
Ancak son anda dikkat çekici bir detay ortaya çıktı. Kabin görevlilerinden biri, oksijen tüpü kullanarak kısa süreliğine bilincini koruyabilmişti. Kokpite girmeyi başardı ancak artık çok geçti.
Uçağın yakıtı tükenmek üzereydi. Motorlar durduktan sonra uçak hızla irtifa kaybetti. Kısa süre sonra Atina yakınlarında düştü.
Bu anlar, havacılık tarihinin en trajik ve en sessiz felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Çünkü uçak saatlerce uçmuş, ancak içeride yaşam çoktan sona ermişti.
Kaynaklar: