Bir Uçuş Nasıl Tarihin En Büyük Terör Soruşturmalarından Birine Dönüştü?
Noel’e yalnızca dört gün kalmıştı. Heathrow Havalimanı her zamanki gibi dünyanın dört bir yanına yetişmeye çalışan yolcularla doluydu. Kimileri iş seyahatinden, kimileri tatilden dönüyordu. Bazılarıysa aylar sonra ailesine kavuşacaktı.
Pan American World Airways’in 103 sefer sayılı uçuşu da o akşam Atlantik’i geçerek New York’a gidecekti.
Uçağın adı “Clipper Maid of the Seas” idi.
Dört motorlu dev Boeing 747’de 243 yolcu ve 16 mürettebat bulunuyordu. Yolcular arasında Avrupa’daki eğitim dönemlerini tamamlayıp Noel için Amerika’ya dönen 35 Syracuse Üniversitesi öğrencisi de vardı.
Saat 18.25’te Pan Am 103 Heathrow’dan havalandı.
Uçuşun başlamasından yalnızca 38 dakika sonra ise havacılık tarihinin en karanlık olaylarından biri yaşanacaktı.
31 BİN FEET’TE BİR PATLAMA
Boeing 747 İngiltere-İskoçya sınırının kuzeyine ulaştığında yaklaşık 31 bin feet, yani 9 bin 450 metre irtifadaydı.
Saat 19.03 civarında uçağın ön kargo bölümündeki bir valizin içerisinde bulunan bomba patladı.
Patlayıcı, bir Toshiba radyo-kasetçaların içerisine gizlenmişti.
Patlama uçağın gövdesinde büyük bir hasar oluşturdu. Basınçlı kabinin bütünlüğünün kaybolması ve yapısal kırılmanın ilerlemesiyle dev Boeing 747 havada parçalanmaya başladı.
Kokpit ve ön gövde bölümünün uçağın geri kalanından ayrılmasıyla artık Pan Am 103 tek bir uçak değildi.
Gökyüzünden kilometreler boyunca yayılan dev bir enkaz yağmaya başlamıştı.
Aşağıda ise yaklaşık 4 bin nüfuslu İskoç kasabası Lockerbie bulunuyordu.
LOCKERBIE’DE CEHENNEM
Uçağın kanatları ve büyük miktarda jet yakıtı taşıyan bölümleri Lockerbie’nin Sherwood Crescent bölgesine düştü.
Çarpmanın ardından muazzam bir yangın meydana geldi. Evler birkaç saniye içinde yok oldu ve yerde büyük bir krater oluştu.
Kasabanın farklı bölgelerine motorlar, iniş takımları, gövde parçaları, kişisel eşyalar ve bagajlar düşüyordu.
Lockerbie sakinleri başlangıçta ne olduğunu dahi anlayamamıştı.
Bir uçak kasabanın üzerine düşmemişti.
Bir uçak kasabanın üzerinde parçalanmıştı.
Pan Am 103’te bulunan 259 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Lockerbie’de yaşayan 11 kişi de enkazın evlerin üzerine düşmesi sonucu öldü.
Toplam can kaybı 270’ti.
Kurbanlar 21 farklı ülkenin vatandaşlarıydı. Bunların 190’ı Amerikalıydı.
Ancak felaketin büyüklüğü yalnızca can kaybıyla sınırlı değildi.
DÜNYANIN EN BÜYÜK SUÇ MAHALLERİNDEN BİRİ
Uçak yaklaşık 31 bin feet yükseklikte parçalandığı için enkaz inanılmaz büyüklükte bir alana dağılmıştı.
Araştırmacıların karşısında yaklaşık 845 mil kareye, yani 2 bin kilometrekareyi aşan bir alana yayılmış devasa bir suç mahalli vardı.
Tarlalar, dereler, tepeler, yollar, evler…
Her yerde uçağa ait parçalar bulunuyordu.
İskoç polisi kısa süre içerisinde bölgeyi sektörlere ayırdı. Bulunan parçaların konumu kaydediliyor, numaralandırılıyor ve incelenmek üzere toplanıyordu.
Operasyona daha sonra FBI ve başka ülkelerden uzmanlar da katıldı.
5 binden fazla görevli ve araştırmacının dahil olduğu çalışmalarda yaklaşık 319 ton uçak enkazı toplandı.
Fakat araştırmacıların çözmeye çalıştığı temel soru hâlâ ortadaydı:
Pan Am 103 neden düşmüştü?
Bir motor arızası mı?
Yapısal bir problem mi?
Yoksa sabotaj mı?
ENKAZ YENİDEN BİR UÇAĞA DÖNÜŞÜYOR
Araştırmacılar sıra dışı bir yöntem kullandı.
Toplanan gövde parçalarının önemli bir bölümü büyük bir iskelet üzerinde yeniden bir araya getirilmeye başlandı. Amaç, uçağın hangi bölümünün ilk olarak hasar gördüğünü belirlemekti.
Parçalar yerlerine oturdukça patlamanın merkezi de belirginleşiyordu.
İzler araştırmacıları ön kargo bölümüne götürdü.
Burada bulunan bazı metal parçalarında patlayıcı etkisine özgü deformasyonlar vardı.
Artık bunun sıradan bir uçak kazası olmadığı anlaşılıyordu.
Birileri Pan Am 103’e bomba yerleştirmişti.
Fakat bunu kimin yaptığını bulmak çok daha zor olacaktı.
Çünkü araştırmacıların elindeki ipuçları bazen birkaç santimetrelik metal ve kumaş parçalarından ibaretti.
BOMBANIN İZİ
Aylar süren incelemeler sonucunda araştırmacılar bombanın bir Toshiba radyo-kasetçaların içerisine gizlendiği sonucuna ulaştılar. Cihaz bir valizin içine yerleştirilmişti.
Patlamanın çevresindeki eşyalardan kalan küçücük parçalar bile tek tek incelendi.
Bir giysinin içine saplanmış küçük bir elektronik parça ise soruşturmanın en önemli bulgularından biri haline gelecekti.
Araştırmacılar bunun bombayı çalıştıran zamanlayıcıyla ilişkili olduğunu değerlendirdi.
Artık soruşturma yalnızca İngiltere ve İskoçya'da yürütülen bir uçak kazası araştırması değildi.
İzler Avrupa’dan Akdeniz’e uzanıyordu.
Sonraki yıllarda soruşturmacılar 16 ülkede 10 binden fazla kişiyle görüşecekti.
Binlerce delil incelenecekti.
Bir valiz, birkaç giysi, bir radyo-kasetçalar ve küçücük bir elektronik parça adım adım takip edilecekti.
Ve sonunda araştırmacıların karşısına bir ülkenin adı çıkacaktı:
Libya.
Fakat Lockerbie dosyasının en şaşırtıcı kısmı tam da burada başlıyordu.
Çünkü dünyanın en büyük suç mahallerinden birinde bulunan küçücük parçaların Libya’ya kadar uzanan bir delil zincirine dönüşmesi, kriminal soruşturma tarihinin en sıra dışı hikâyelerinden birini ortaya çıkaracaktı.
Sonraki yazıda devam edecek. 2. bölümü okumak için TIKLA
3 ve son bölümü okumak için tıkla.